BBC İslam

İman etmeden mücadele edilemez mücadele etmeden de iman etmiş olunmaz.

Darwinistler çaresizlikten perişan durumdalar !!!

Posted by bbcislam Mayıs 26, 2009


Vay garibanlar vay!

Darwinistler çaresizlikten perişan durumdalar. Tam gelişmiş soyu tükenmiş bir lemuru ara fosil olarak göstermeye kalktılar.

Dünyada yaşamış türlerin %90’ının soyu tükenmiştir. Lemurun ise 99 türü vardır. Ve bu 99 türün 16’sının soyu tükenmiştir. Yeni bulunan fosillerle de soyu tükenmiş lemur türlerinin sayısı artmaktadır. Pek çok tür ise tükenip kaybolmuştur.

Bulunan fosil Ida da soyu tükenip kaybolan lemur türlerinden biridir. Bu fosil, diğer bulunan soyu tükenmiş türler gibi hiçbir ara form özelliği göstermemektedir, mükemmel bir canlıdır. Bu da yaratılışa delildir.




Darwinistler çaresizlikten perişan durumdalar. Tam gelişmiş soyu tükenmiş bir lemuru ara fosil olarak göstermeye kalktılar.
Dünyada yaşamış türlerin % 90`ının soyu tükenmiştir. Lemurun ise 99 türü vardır. Ve bu 99 türün 16`sının soyu tükenmiştir. Yeni bulunan fosillerle de soyu tükenmiş lemur türlerinin sayısı gün geçtikçe artmaktadır.
Bulunan İda isimli fosil de soyu tükenip kaybolan lemur türlerinden biridir. Bu fosil, diğer bulunan soyu tükenmiş türler gibi hiçbir ara form özelliği göstermemektedir. Hiçbir bilim adamı bunu ara fosil olarak kabul etmez. Bu tam, kusursuz, mükemmel bir canlıdır. Bu da Yaratılış gerçeğinin büyük bir delilidir.
Evrimi ispat eden tek bir ara fosil yoktur. Buna karşı 100 milyonun üzerinde yaratılışı ispat eden fosil vardır.
Bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi imkansızdır. İda isimli fosilin de ara geçiş formu olmadığını tüm Darwinistler biliyorlar. Ancak halk bilmediği için halkı kandırmaya çalışıyorlar.
Ara fosil (Kayıp Halka) iddiasının geçersizliğini anlamak için HarunYahya.org sitesinin anasayfasına bakınız.^

O Al­lah ki, ya­ra­tan­dır, (en gü­zel bir bi­çim­de) ku­sur­suz­ca var eden­dir, ‘şe­kil ve su­ret’ ve­ren­dir. En gü­zel isim­ler O’nun­dur. Gök­ler­de ve yer­de olan­la­rın tü­mü O’nu tes­bih et­mek­te­dir. O, Aziz, Ha­kim­dir.(Haşr Su­re­si, 24)

Fo­sil­le­ri kul­la­na­rak spe­kü­las­yon­lar ve sah­te de­lil­ler üret­mek ev­rim­ci­le­rin kla­sik yön­tem­le­rin­den­dir. Dar­wi­nist­ler yıl­lar­dan be­ri çok sa­yı­da fark­lı can­lı­yı sah­te ev­ri­min de­li­liy­miş gi­bi hal­kı­mı­za sun­muş­lar­dır. Ya­yın­lan­dık­tan bir sü­re son­ra ha­sı­ral­tı edi­len ve bir da­ha sö­zü edil­me­yen bu sah­te de­lil­le­rin ye­ri­ne sü­rek­li ola­rak ye­ni­le­ri ko­nul­muş ve bu reza­let sü­rüp git­miş­tir.

Ba­sın­da, “Ata­mız Tar­la Fa­re­si“, “Ata­mız Mik­rop“, “Ata­mız So­lu­can“ tar­zın­da ha­ber­ler çok faz­la çık­mak­ta, her se­fe­rin­de baş­ka bir uy­dur­ma ha­ber­le ka­muo­yu al­da­tıl­ma­ya ça­lı­şıl­mak­ta­dır. Şey­tan, Darwinist hu­ra­fe­le­ri kul­la­na­rak gü­ya Mil­le­ti­miz­le alay et­mek­te­dir.

Ev­rim­ci­ler, so­yu tü­ken­miş may­mun­la­ra ait fo­sil­le­ri bu­lup her de­fa­sın­da “in­sa­nın ye­ni keş­fe­di­len ata­sı“ ben­ze­ri slo­gan­lar­la ta­nıt­ma­ya yel­te­le­nir­ler. De­lil di­ye öne sür­dük­le­ri fo­si­ler cid­di in­ce­le­me­le­re ta­bi tu­tul­duk­la­rın­da, bun­la­rın ev­rim­le hiç­bir il­gi­le­ri­nin ol­ma­dı­ğı he­men an­la­şıl­mak­ta­dır. Bun­la­rın hiç­bi­ri ara fo­sil de­ğil­dir. Ni­te­kim “ka­yıp hal­ka“ ilan edil­miş olan Zin­jant­hro­pus 1970`de, Ja­va Ada­mı 1939`da, Pe­kin Ada­mı 1939`da, Ra­ma­pit­he­cus 1981`de, Ta­ung Ço­cu­ğu 1954`de, Ne­an­der­tal Ada­mı 1978`de, Pilt­down ada­mı 1953`de, Lucy 1999`da li­te­ra­tür­den çı­ka­rıl­mış­tır. De­fa­lar­ca tek­rar­la­nan bu du­ru­ma rağ­men ev­rim­ci­ler piş­kin­li­ği el­den bı­rak­ma­mak­ta­dır.

Dar­wi­nist­le­rin, id­di­ala­rı­nı des­tek­le­mek için bul­ma­la­rı ge­re­ken “ara fo­sil­ler­dir”. Ya­ni bu­lu­na­cak fo­sil­ler ek­sik, ya­rım, iş­le­vi­ni tam gö­re­me­yen or­gan­la­ra sa­hip olan can­lı­la­ra ait ol­ma­lı­dır. Oy­sa -son bu­lu­nan fo­sil­ler de da­hil ol­mak üze­re- tüm fo­sil­ler, ek­sik­siz ve ku­sur­suz can­lı­la­ra ait­tir. Bu­gü­ne ka­dar bu­lun­muş olan 100 MİL­YO­NA YA­KIN FO­Sİ­LİN TA­MA­MI YA­RA­TI­LIŞ GER­ÇE­Ğİ­Nİ GÖS­TER­MEK­TE, iç­le­rin­de Dar­wi­nist­le­rin ha­yal­le­ri­ni bes­le­ye­cek bir ta­ne bi­le fo­sil bu­lun­ma­mak­ta­dır.

Ev­rim­ci­le­rin san­sas­yo­nel şe­kil­de gün­de­me ge­tir­dik­le­ri her ye­ni söz­de de­lil, kı­sa za­man için­de ge­çer­siz­li­ği an­la­şı­la­rak ört­bas edil­mek­te­dir. An­cak ev­rim­ci­ler, fo­ya­la­rı mey­da­na çı­kar çık­maz bu se­fer baş­ka bir fo­si­li de­lil gi­bi sun­mak­ta, bu so­nu gel­mez bir dön­gü ola­rak sü­rüp git­mek­te­dir.

Ev­rim­ci­le­re tav­si­ye­miz ar­tık ina­dı bı­rak­ma­la­rı, zor­la­ma izah­la­rı, bi­lim dı­şı se­nar­yo­la­rı, sah­te de­lil­ler imal et­me­yi terk et­me­le­ri ve ev­rim te­ori­si­nin çök­tü­ğü­nü ka­bul et­me­le­ri­dir.

Ka­yıp Hal­ka Kav­ra­mı Bi­lim Dı­şı­dır

Ba­sın­da sık sık yer alan “ka­yıp hal­ka” kav­ra­mı, ev­rim­ci id­di­ala­ra gö­re tür­ler ara­sın­da ya­şa­mış ol­ma­sı ge­re­ken ha­ya­li can­lı­la­rı ifa­de et­mek­te­dir. As­lın­da can­lı­lar ale­min­de hiç­bir kar­şı­lı­ğı ol­ma­yan ta­ma­men ha­ya­li ve teo­rik olan bu kav­ram Dar­win’in te­ori­si­nin çö­kü­şü­nün an­la­şıl­ma­sı açı­sın­dan ol­duk­ça önem­li­dir. Çün­kü ar­tık cid­di pa­le­on­to­log­lar can­lı grup­la­rı ara­sın­da­ki fo­sil boş­luk­la­rı­nın dol­du­ru­la­ma­ya­ca­ğın­dan, her­han­gi bir can­lı gru­bu­nun söz­de ev­ri­mi­nin bu­lu­nan tek bir fo­sil­le (hal­kay­la) dol­du­ru­la­ma­ya­ca­ğın­dan emin ha­le gel­miş, ka­yıp hal­ka kav­ra­mı­nın bi­li­min sı­nır­la­rı dı­şın­da kal­dı­ğı­nı iti­raf eder ol­muş­lar­dır. Dün­ya­nın en pres­tij­li bi­lim der­gi­le­rin­den Na­tu­re’ın edi­tö­rü ve ay­nı za­man­da bir pa­le­on­to­log olan Henry Ge­e, 1999 ba­sı­mı In Se­arch of De­ep Ti­me isim­li ki­ta­bın­da şun­la­rı yaz­mış­tır:

“Ga­ze­te­ci­ler ve man­şet ya­zar­la­rı­nın, ata­la­rı bul­ma ara­yış­la­rı ve ka­yıp bağ­la­rın keş­fiy­le il­gi­li ola­rak dört bir yan­da sür­dür­dü­ğü ge­ve­ze­lik­le kar­şı­laş­tır­dı­ğı­mız­da şu­nu öğ­ren­mek şa­şır­tı­cı ge­le­bi­lir: Bir­çok pro­fes­yo­nel pa­le­on­to­log, can­lı­lı­ğın ta­ri­hi­ni se­nar­yo ve hi­ka­ye­le­re da­ya­na­rak in­ce­le­me­mek­te­dir­ler ve ev­rim­sel ta­ri­hin hi­ka­ye an­la­tım şek­li­ni, bi­lim­dı­şı ol­ma­sı yü­zün­den otuz se­ne­den faz­la bir sü­re ön­ce terk et­miş­ler­dir.” (In Se­arch of De­ep Ti­me (Derin Zamanın Arayışında)” , Henry Ge­e, The Fre­e Press, A Di­vi­si­on fo Si­mon & Schus­ter, Inc., 1999, s.5)

ABD’nin en ön­de ge­len pa­le­on­to­log­la­rı ara­sın­da yer alan Har­vard Üni­ver­si­te­si’nden Ni­les El­dred­ge ve Ame­ri­kan Do­ğa Ta­ri­hi Mü­ze­si’nden Ian Tat­ter­sall’un şu söz­le­ri, ba­sın­da­ki ka­yıp hal­ka ma­sal­la­rı­nın ne den­li ger­çek­çi­lik­ten uzak ol­du­ğu­nu göz­ler önü­ne ser­mek­te­dir:

“Can­lı­la­rın ev­rim­sel ta­rih­le­ri­nin bir ke­şif me­se­le­si ol­du­ğu dü­şün­ce­si, bir ef­sa­ne­dir. Eğer öy­le ol­say­dı, ne ka­dar çok ho­mi­nid fo­si­li bu­lur­sak, in­sa­nın ev­ri­mi hi­ka­ye­si­nin de o ka­dar açık ha­le gel­me­si ge­re­kir­di. Oy­sa eğer bir şey ol­duy­sa, bu­nun tam ter­si ol­muş­tur.” (Ni­les El­dred­ge, Ian Tat­ter­sall, The Myths of Hu­man Evo­lu­ti­on (İn­san Ev­ri­mi Mit­le­ri), s.126-127)

Fo­sil Ka­yıt­la­rı Tümüyle Ev­ri­mi Ya­lan­la­mak­ta­dır, Al­da­tı­cı, Zor­la­ma Yo­rum­lar Bu­nu De­ğiş­ti­re­mez

Açık­tır ki, ev­rim te­ori­si ve fo­sil­ler ko­nu­sun­da ya­pı­la­cak ob­jek­tif bir de­ğer­len­dir­me, bir­kaç fo­si­li de­ğil, ele ge­çi­ri­len tüm fo­sil­le­rin or­ta­ya koy­du­ğu tab­lo­yu dik­ka­te al­ma­yı ge­rek­tir­mek­te­dir. Pa­le­on­to­lo­ji­nin yüz­yı­lı aş­kın sür­dür­dü­ğü ça­lış­ma­la­rın ge­nel so­nu­cu­na ve bu so­nuç­lar­dan yo­la çı­ka­rak uz­man pa­le­on­to­log­la­rın Dar­wi­nizm hak­kın­da yap­tık­la­rı de­ğer­len­dir­me­ye bak­mak ge­re­kir. Bu ya­pıl­dı­ğın­da, can­lı­la­rın fo­sil ka­yıt­la­rın­da ka­de­me­li bir ge­li­şim gös­ter­me­dik­le­ri­ni, bu­nun ye­ri­ne ani ve ku­sur­suz be­den ya­pı­la­rıy­la or­ta­ya çı­ka­rak mil­yon­lar­ca yıl­lık var­lık­la­rı bo­yun­ca hiç­bir ev­rim­sel de­ği­şim gös­ter­me­dik­le­ri gö­rül­mek­te­dir. Ta­nın­mış İn­gi­liz Dar­wi­nist pa­le­on­to­log De­rek W. Ager, Dar­wi­nizm aley­hin­de­ki bu ger­çe­ği şu söz­ler­le iti­raf et­mek­te­dir:

“So­ru­nu­muz şu­dur: Fo­sil ka­yıt­la­rı­nı de­tay­lı ola­rak in­ce­le­di­ği­miz­de, tür­ler ya da sı­nıf­lar se­vi­ye­sin­de ol­sun, sü­rek­li ola­rak ay­nı ger­çek­le kar­şı­la­rız; ka­de­me­li ev­rim­le ge­li­şen de­ğil, ani­den yer­yü­zün­de olu­şan grup­lar gö­rü­rüz.” (Derek A. Ager, “The Nature of the Fossil Record (Fosil Kaydının Doğası)”, Proceedings of the British Geological Association, c. 87, 1976, s. 33)

Dar­wi­nist pa­le­on­to­log Mark Czar­nec­ki de ay­nı ger­çe­ği açık­lık­la or­ta­ya koy­muş bir baş­ka isim­dir:

Te­ori­yi (ev­ri­mi) is­pat­la­ma­nın önün­de­ki bü­yük bir en­gel, her za­man için fo­sil ka­yıt­la­rı ol­muş­tur… Bu ka­yıt­lar hiç­bir za­man için Dar­win’in var­say­dı­ğı ara form­la­rın iz­le­ri­ni or­ta­ya koy­ma­mış­tır. Tür­ler ani­den olu­şur­lar ve yi­ne ani­den yok olur­lar. Ve bu bek­len­me­dik du­rum, tür­le­rin Allah ta­ra­fın­dan ya­ra­tıl­dı­ğı­nı sa­vu­nan ar­gü­ma­na des­tek sağ­la­mış­tır.” (Mark Czarnecki, “The Revival of the Creationist Crusade”, MacLean’s, 19 Ocak 1981, s.56)

Fo­sil ka­yıt­la­rı­nın Dar­wi­nist pae­lon­to­log­lar­ca ifa­de edi­len ve ev­ri­mi red­det­ti­ği­ni iti­raf eden bu ge­nel de­ğer­len­dir­me­si, açık­tır ki ba­sı­nın tek bir le­mur fo­si­li üze­rin­den gi­riş­ti­ği ça­re­siz pro­pa­gan­da oyun­la­rıy­la de­ğiş­me­ye­cek­tir.

Ev­rim­ci­ler, So­yu Tü­ken­miş Tür­le­ri Kul­la­na­rak Hal­kı Al­dat­ma­ya Ça­lış­mak­ta­dır­lar

Gü­nü­müz­de ya­şa­yan bü­tün can­lı tür­le­rin sa­yı­sı, do­ğa ta­ri­hi bo­yun­ca ya­şa­mış tür sa­yı­sı­nın sa­de­ce %10’udur. %90’ı or­ta­dan kalk­mış olan can­lı tür­le­ri, hem çok ge­niş bir çe­şit­li­lik ser­gi­le­mek­te, hem de bi­zim et­ra­fı­mız­da­ki can­lı­la­ra gö­re şa­şır­tı­cı fark­lı­lık­lar or­ta­ya ko­ya­bil­me­le­riy­le ev­rim­ci pro­pa­gan­da­nın mal­ze­me­si ola­rak kul­la­nıl­mak­ta­dır.

Le­mur­lar da bu­na bir ör­nek­tir. 99 ay­rı le­mur tü­rü­nün 16`sı­nın so­yu tü­ken­miş­tir. Bu­lu­nan ye­ni fo­sil­ler­le bu sa­yı sü­rek­li ola­rak art­mak­ta­dır. Fa­kat so­yu tü­ken­miş fo­sil­ler bu­lun­sa da, or­ta­ya hep şu ger­çek çık­mak­ta­dır. Söz ko­nu­su le­mur tür­le­ri­nin ta­ma­mı, mü­kem­mel, tam, ge­liş­miş can­lı tür­le­ri­ni tem­sil eder­ler. Bun­la­rın hiç­bi­rin­de tek bir ta­ne bi­le ara form özel­li­ği bu­lun­ma­mak­ta­dır. “İda“, bu­nun önem­li bir ör­ne­ği­dir. İç or­gan­la­rı­na ka­dar mü­kem­mel şe­kil­de ko­run­muş olan fo­sil, mü­kem­mel bir le­mur tü­rü­ne ait­tir. Can­lı­da, ya­rı ge­liş­miş, iş­lev­den yok­sun, ga­rip gö­rü­nüm­lü ve­ya ek­sik bir or­gan ve ya­pı bu­lun­ma­mak­ta­dır. 47 mil­yon yıl ön­ce ya­şa­mış ve so­yu tü­ken­miş olan bu le­mur tü­rü, mü­kem­mel ve ek­sik­siz­dir. Bu özel­li­ği ile İda, Ya­ra­tı­lış ger­çe­ği­ni is­pat et­mek­te­dir.

So­nuç

Yu­ka­rı­da say­dı­ğı­mız ger­çek­ler kar­şı­sın­da bu ha­ya­li spe­kü­las­yon­la­rın hiç­bir bi­lim­sel da­ya­na­ğı­nın ol­ma­dı­ğı, söz­ko­nu­su ya­yın­la­rın ka­mu­oyu­nu yan­lış bil­gi­len­dir­me­ye yö­ne­lik ol­du­ğu or­ta­ya çık­mak­ta­dır. Bu ba­sın ku­ru­luş­la­rı­na bu bi­lim dı­şı pro­pa­gan­da­nın ar­tık Tür­ki­ye’de ve dün­ya­da rağbet görmediğini ha­tır­la­tı­yor, hal­kı­mı­zın Ha­run Yah­ya’nın eser­le­riy­le ev­rim ya­la­nı­na kar­şı ar­tık bi­linç­len­miş ol­du­ğu­nu gör­me­le­ri­ni tav­si­ye edi­yor, Dar­wi­nizm pro­pa­gan­da­sı­na ar­tık bir son ver­me­le­ri çağ­rı­sın­da bu­lu­nu­yo­ruz.

Ha­run Yah­ya Kül­li­ya­tı, Ev­rim Te­ori­si­nin Çö­kü­şü­nü Or­ta­ya Koy­mak­ta, Ya­ra­tı­lış Ger­çe­ği`nin De­lil­le­ri­ni Ser­gi­le­mek­te­dir

Ya­za­rın bu­gü­ne ka­dar ka­le­me al­dı­ğı ki­tap­la­rı­nın sa­yı­sı yak­la­şık 300`dür. Bu ki­tap­lar 48.000 say­fa ve 35.500 re­sim­den oluş­mak­ta­dır. Bun­la­rın 7.000 say­fa ve 6.000 re­sim­lik bö­lü­mü Ev­rim Teori­si­nin çö­kü­şü­nü ko­nu al­mak­ta­dır.

Ad­nan Ok­tar’ın, Ha­run Yah­ya müs­te­ar is­mi ile ka­le­me al­dı­ğı ki­tap­la­ra ve bun­lar­dan ya­rar­la­nı­la­rak ha­zır­la­nan bel­ge­sel­le­re, ha­run­yah­ya.org, harun­yah­ya.net, ha­run­yah­ya.com, ha­run­yah­ya.tv ad­res­le­rin­den üc­ret­siz ola­rak ula­şa­bi­lir­si­niz.

Reklamlar

2 Yanıt to “Darwinistler çaresizlikten perişan durumdalar !!!”

  1. Ercan said

    İnsanoğlunun yaradılış fıtratı icabı birşeye tapmaması mümkün değildir.Allah Teala’ya kulluk edip yalnızca ona tapmayanlar; nefislerini ilah edinip ona taparlar. Ateizm denilen illet de, nefse tapmanın son hadde varmış bir tezahürüdür.

    Elbette Rabbimiz buyurduğu üzere hepimizi tek ümmet olarak yaratabilirdi; ancak imtahanın hikmeti gereğidir ki herkes seçtiği yolun sonuçlarına katlanacaktır.

    Bir yaratıcıyı kabul etmeyen zihniyet neyi kabul edecek; mevcut herşey ezelde vardı ebede uzanıp gidecek diyecek ki, bu şuursuz bir enerjiden başka bir şey olmayan maddeyi ilahlaştırmaktan başka nedir.

    Tabi bu şu soruyu beraberinde getirir; o zaman bu şuursuz madde, ezelde hem de kompleks ve mükemmel bir biçimde nasıl var oldu, kendisini nasıl yarattı?

    Bu soruya ister istemez şöyle bir cevap bulmaya çalışacaktır. Bizim bilmediğimiz bir zamanda tesadüfler zinciri sonunda madde kendi kendini yarattı diyecektir.

    Bu da yine maddeyi yaratıcı konumuna getirmekten başka nedir. Aynı zamanda da maddenin komleks ve anlaşılması halen mümkün olmayan ve son derece mükemmel yapıları, sürekli tesadüf etme neticesinde yaratmaya devam ettiğini kabul etmeyi gerektirir.(Alemlerin Rabbi Allah’ı yaratıcı olarak kabul etmiyorsun ama maddeyi yaratıcı yapıyorsun hem de tesadüfle)

    Tesadüfün bir, hadi bilemedin iki kere olduğunu onların sapkın zihniyetince bir an için varsaysak bile, bu nasıl bir tesadüftür ki süreklilik ve mükemmellik arzetmekte, aynı zamanda sürekli kusursuz bir yaratılışa ve düzene devam etmektedir. Hem de bu tesadüf şuursuz varlıkların tezhürüdür diye kabul edilmekte olduğu halde.

    Herşey her an tesadüflerin neticesinde meydana gelmiştir diye kabul edilmekteyse.O zaman şu sorulmaz mı? Daha bu işlerin başındayken, bir kere bile tesadüfün gerçekleşmemesi (bu arada bu tesadüf ne akıllı ve şuurlu bi menem ki sürekli mükemmel yaratılış için ne yapması gerektiğini biliyor.) kainatta ki mükemmel nizamda, işleyişte ve süreklilik arzetmesi gereken yaradılışta, hemen herşeyin yerle yeksan olmasına bütün yaradılışın mahv ve yok olmasının sebebi olması gerekmez miydi? Milyarlarca yıldır bu tesadüf nasıl devam etti?

    Allah c.c. Her şeyi yoktan var eden, yegane hüküm sahibidir; öldürecek ve tekrar dirilterek, hesaba çekecek olan da ancak odur.

    • bbcislam said

      İşte İslam İnsanlarda ki O çürümüş düşünceyi,zorla değiştirlmeye çalışılan fıtratı tamamlar yani insandaki eksiklikleri tamamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: