BBC İslam

İman etmeden mücadele edilemez mücadele etmeden de iman etmiş olunmaz.

“Çağdaş Yaşam”ı Kim(ler) Destekliyor?

Posted by bbcislam Mayıs 10, 2009


Çağdaş Yaşam”ı Kim(ler) Destekliyor?

TSK-TÜSİAD-AB’nin Ortak Paydası: Cuntacı Saylan…
ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan da diğer darbeci akademisyenlerle birlikte nihayet Ergenekon operasyonlarının 12. dalgasında mahkeme sürecine dahil oluyor.

Türkan Saylan; Kemalizm’e fanatikçe bağlı, Atatürk’e taparcasına saygılı, Kemalist bir toplumsal düzeni tesis etmek için burs vermekten, nüfus planlaması yapmaya, miting organizasyonundan darbe için uygun zemin oluşturmaya kadar her türden etkinlikte militanca görevler alan bir Kemalistleştirme ve laikleştirme savaşçısı.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Başkanı Saylan hem darbeci generallerle hem sermaye lordlarıyla hem de AB mahfilleriyle içli dışlı ilişkilerin sahibi. TSK, TÜSİAD ve AB’nin desteğini ortak paydada toplamayı başarabilen Saylan’ın Çağdaş Yaşam projesi temelde İslam ve Müslüman düşmanlığını esas alıyor. Bu sebeple Saylan’ın öncülüğünü üstlendiği ÇYDD hem 28 Şubat darbe sürecinden itibaren her darbe girişiminde aktif olarak görev alıyor hem de AB fonlarından temin ettiği fonlarla ülke kızlarını-kadınlarını laikleştirmenin pratiklerini icra ediyor.

TÜSİAD sermayesinin ve özellikle Koç Holding’in tüm eğitim-öğretim projelerinde aktif olarak görevler alan, ödüller ve iltifatlara muhatap olan Saylan, 28 Şubat darbe sürecinde üniversitelerde kurulan “İkna Odaları” isimli psikolojik işkence tekniklerinin mucidiydi. Cumhurbaşkanı Sezer tarafından YÖK üyesi olarak atanan Saylan, girdiği tüm ilişkilerde, ortaya koyduğu tüm icraatlarda ve uğrunda çalıştığı tüm hedeflerde Kemalizmi/Atatürkçülüğü merkeze almıştı. Bu sebeple Kemalist Saylan’ın hem darbeci generallerle hem de sermaye çevreleriyle işbirliğinin tarihine dair bir yazıyı alıntılamayı uygun gördük.

Bugünlerde kanser tedavisi gördüğü için medyada yoğun bir acındırma replikleri çerçevesinde kamuoyuna takdim edilen Saylan’ın acımasız bir İslam düşmanı, fanatik bir darbe sevdalısı olduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda olacaktır. Saylan’ın insanlığı, merhameti Veli Küçük, Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Kemal Kerinçsiz, Sevgi Erenerol gibi darbecilerinkinden ne bir eksik ne de bir fazladır.

Toplumun dinine, ibadetine, tesettürüne, hak ve hukukuna tecavüz etmekte iştahlı kronik bir darbe sevdalısıdır Saylan. Bir bilim insanı, bir sivil toplumcu, bir eğitim gönüllüsü değil saf kan bir darbeci, bir cunta sevdalısı ve faşizmin gönüllü bir kadın savaşçısıdır.

Aşağıya alıntıladığımız ve 28 Şubat Darbesi’ne karşı gerçekleştirilen başörtüsü eylemliliği sürecinde üniversiteli kardeşlerimizin yayınladığı Özgür Üniversite dergisinde yayınlanan kısa yazıda ÇYDD ve Başkanı Türkan Saylan’ın ilişkileri üzerine kısa bir değerlendirme var. Paylaşmanın faydalı olduğunu düşündük.

HAKSÖZ-HABER

——————————————————————————–

“Çağdaş Yaşam”ı Kim(ler) Destekliyor?

Kerem Sözer

Türkiye gibi ülkelerde bankalar ve sivil toplum örgütleri, devletin halka karşı yürüttüğü baskı politikalarında nasıl bir duruş ve ne tür bir işlev görmektedir, sorusuna verilecek cevap sömürü mekanizmasını anlamaya dönük önemli katkılar sağlayacaktır. Halk düşmanı oligarşik bir yapılanmayı temsil eden devletin, sömürgeci faaliyetlerini çok boyutlu bir savaş planı muvacehesinde sürdürmek zorunda olduğu, bilinen gerçeklerdendir. Yoksullaştırma, yabancılaştırma, bireyleştirme ve köleleştirme egemen iradenin halka dönük politikasını oluştururken, bunu gerçekleştirmeye dönük çeşitli “aygıt”lardan da devlet çokça istifade ediyor. “Devlet aygıtı” üst kurumsal işleyişi ifade ederken bağlısı birçok kurum ve birey de bu işleyişe kendi çapında katkı sağlıyor. Fakat bütün bu kurum ve bireyler bir tarafa, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve bu derneğin Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan ve Genel Sekreteri Prof. Dr. Necla Arat bir tarafa, denilse yeridir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde hakimiyeti kayıtsız şartsız elinde tutan askeri cunta, kimilerine dar edip cehenneme çevirirken, kimilerine de (halkın cebinden) gayet bonkör davranıp cennet vatan idealini gerçekleştiriyor. Türkiye -doğal olarak- devletin güvencesinde oluşturulan bir “banka cenneti”. (Mafya, rüşvet, uyuşturucu, işkence, faili meçhul, fuhuş, kumar vb türden iş sahiplerinin devlet güvencesinde oluşturulan “cennet vatan”ını şimdilik geçiyoruz.) Tamamen holding bankacılığı olarak işleyen sektörde elde edilen fahiş kârlar “kalkınmaya yönelik kredi kullandırmaktan çok, devletin borç kağıtlarından sağlanıyor”. Hemen tüm medya patronlarının banka sahibi olduğu Türkiye’de banka sayısı 81’e ulaştı. İşte bu bankalardan 10’u “kendilerine bu günleri sağlayan ulu önderlerinin kurduğu cumhuriyetin 75. yıldönümü vesilesiyle hayırlı bir işe imza attılar”.

MasterCart öncülüğünde ilk kez Çağdaş-Kart projesiyle ortak bir işleyişe geçiren Akbank, Koçbank, Pamukbank, Yapı Kredi, Bank Ekspres, AGS Bank, Tekstilbank, İnterbank, Garanti ve Osmanlı Bankası “devletin gözdesi” üç sivil toplum kuruluşuna yılda 1 milyon dolar tutarında “bağış” aktarmak üzere anlaştılar. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı ve Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL)’na Çağdaş-Kart’la yapılacak alışverişlerin binde üçü aktarılacak. Proje sahipleri “gönül bağı” olarak niteledikleri “Çağdaşkart”ın, “maddi yararlardan çok, manevi değer sağladığını” ifade ediyorlar. Biz de proje sahiplerinin ve sivil toplum örgütleri yetkililerinin söylediklerinden ve yapıp da söyle(ye)mediklerinden yola çıkarak, birkaç noktaya dikkat çekmek istiyoruz.

ÇYDD panel, konferans ve sempozyumlar düzenliyor, dergi ve kitap yayınlıyor ve eylemlerinin çerçevesini Kemalizm/Atatürkçülük oluşturuyor. ÇYDD bu anlayışa sırtını dayayarak ve bu anlayış adına “irtica” yaygarasıyla İslam’a ve Müslümanlara karşı cepheden saldırıyor. ÇYDD, kendisi gibi Atatürkçülük/Kemalizm ortak paydasında toplanan TSK’nın uzantısı “şeriata karşı kadın yürüyüşü” vb aktiviteleri organize ediyor. Komutanların yıllardır yılmadan-yorulmadan sürdürdüğü, “topyekûn savaş”ta, ÇYDD’nin Genel Başkanı Türkan Saylan ve Genel Sekreteri Necla Arat, cephenin ön saflarında ve sancak elde çarpışıyor. Bu noktada T. Saylan ve N. Arat Mısır, Cezayir ve Tunus vb ülkelere hakim olan askeri cuntalar adına Müslümanlara saldıran Neval el-Saadavi, Hannan Awad, Teslime Nesrin gibi hemcinsleriyle fonksiyonları itibariyle örtüşüyor, hatta aynılaşıyorlar. Şeriat tehlikesine karşı “kadın duyarlılığıyla akademisyen akılcılığı birleştirip” laik aydın kadın imajı cilalanıyor, öne çıkarılıyor.

ÇYDD ve benzeri kuruluşların, sivil toplumun neresinde durdukları ayrı bir konu, ancak darbeci-cuntacı örgütlenmenin politikalarını mafyalaşma-çeteleşme sürecinin finansörü bankaların rantından faydalanarak ve kartel medyasının da desteğiyle hayata geçirdikleri ortada. MİT’in ÖHD’nin örgütlediği organizasyonlarla kimi zaman korku salıp, kimi zaman psikolojik danışman-ajan kimliğiyle insanları çözülmeye zorlayan ÇYDD’ciler kimi zaman da ilerici-Atatürkçü öğrencilere burs verme görüntüsü altında faaliyet gösteriyor. Bu değirmenin örgütlenme suyunu komutanlar, finans suyunu da halkı soyup-soğana çeviren bankalar akıtıyor. Sonra gelsin “irticaya karşı sivil toplum örgütleri atakta” yalanları. Böyle parlamenter demokrasiye böyle sivil toplum örgütleri! Ne harika bir uyum değil mi?

Özgür Üniversite Dergisi, Sayı: 4, Kasım 1998, İstanbul

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: