BBC İslam

İman etmeden mücadele edilemez mücadele etmeden de iman etmiş olunmaz.

TÜRKİYE’DE SOL … !

Posted by bbcislam Mayıs 5, 2009


TÜRKİYE’DE SOL … !

Bazı yerleşik/geleneksel kabullerle (bazen de ahlak ve moral değerlerle) ters düşüyorsanız; bazı darbelerin iyi, bazı darbelerin kötü olduğunu savunuyorsanız; kendinizi “ötekileştirdiğiniz” insanlara göre konumlandırıyorsanız ve bir kasta dahil ediyorsanız; sadece kendiniz gibi düşünen, kendiniz gibi algılayan, kendiniz gibi üreten insanların hukukunu gözetiyorsanız; halkı “adam edilesi ve aydınlatılası” cahil yaratıklar olarak görüyorsanız solcusunuz… Bu mudur sol? Bu mudur solculuk? Bu sol tanımının (algılamasının) bilimsel/epistemolojik değeri nedir? Bence yazar, “sol” derken, bir sınıftan yahut ideolojik bir gruptan değil, düpedüz bir “kast”tan söz ediyor. Bu kastın, öngörülmüş bir felsefesi yok. Daha doğrusu bir felsefesi yok. Tamamen reflekslerle davranan, reflekslerle hareket eden insanlar. Tabii refleksler süreç içinde, “konjonktüre ve duruma bağlı olarak” değişkenlik gösterebilir; bazen sınıfsal bir reflekstir bu, bazen siyasi bir refleks, bazen duygusal bir refleks… Bunlar da, elbette, sizin gibi, bizim gibi insanlardır. Doğarlar, büyürler, acıkırlar, korkarlar, sevinirler, gülerler, acı çekerler, ölürler… Herkesin yaptığını yaparken, mutlaka, ayrıcalıklarını tavırlarına ve üsluplarına yansıtırlar. Farklıdırlar, çünkü seçilmişlerdir. Kendilerini, “öteki”ni aydınlatıp topluma kazandırmakla yükümlü sayarlar; bu yükümlülüklerini de genellikle toplum dışı, bilim dışı, akıl dışı kabullerle yerine getirmeye çalışırlar.Derinlemesine bakmanız gerekmez, şöyle bir bakın hemen anlarsınız; ilgileri sığ ve yüzeyseldir;”mış gibi” yapmayı severler.Okumuş gibi, izlemiş gibi, anlamış gibi, aydınmış gibi, solcuymuş gibi…” Ahmet KEKEÇ (Yeni Şafak)

Türkiye’de ilerci olmak için önce ” solcu” olmak gerekir.Ama illa devrimci olmaya gerek yoktur.Hatta yaşamınız kapitalizmin en vahşisi de olabilir., yeter ki din ,iman hayatınızda söz konusu olmasın yeter !

Ahlak ,aile ,fedakarlık…gibi kavramlar feodal zihniyetin uzantıları primitif toplumun göstergeleridir ve zihinlerden silinip atılmalıdır , hemen !

İlerici aydın, entel şahsiyet kesinlikle ” laikçi” ve “kemalisttir”.Ama sevdiğinden dolayı değil , ortama en uygun kalıp o olduğu için , rahatlıkla kız tavlayabilmek ve içebilmek , gerektiğinde arkasına sığınılacak bir kalkan vazifesi görmesi için öyle gözükürler.Yoksa entel’imizde bilir “Dersim’i , Mustafa Suphi’nin , Şefik Hüsnü, SertelBorav’…ların başlarına gelenleri…!

İlerici kesinlikle içki içmelidir ve ağzından devrimcilik , hümanizm ,insan hakları ,özgürlük ,,” gibi kavramları asla düşürmemelidir.Tabii ilerleyen gerici akımlar ve yokedilmeye çalışılan devrimlere de atıfta bulunulmalı ve devrimci kin her zaman ayakta tutulmalıdır

İlerici kişinin yaşam nedeni karşı cinsi tavlamaktır.Bazen entel , bazen bilgiç,bazen devrimci …oltalarından birini kuşanır ve oltaya takılacak kurbanını – çoğu zamanda kendi gibi amaçsız yaşayan karşı cinsi – beklemeye başlar.Bazen ortaya ilginç fikirlerde atarlar “kadınların ilkel toplumlarda tavşan eti yememesinden hareket ederek feminizme atıfta bile bulunabilirler yeter ki o akşam o bardan eve tek başına geri dönmesin…!

İlerici daima kibirlidir. Bulunduğu toplumun en okuyan ,fikir üreten ,entellektüel birikimi , olaylara derinlemesine ve geniş açıdan bakanı o’dur.Hiç okumadığı solcu yazarların eserleri raflarını süsler ,kulaktan dolma bilgiler, sloganik bir kaç cümle ile sığ ve yüzeysel bilgisine bakmadan her konuda görüşler ileri sürer ve toplumu aydınlatma görevini yerine getirmiş olur .Doğru onun bildiğidir, ama o bilmek bilmiyor ve bilmediğini de bilmiyor !

Devrimci yobaz düşmanıdır. Onun laiklik histerisi vardır.Cami ,başörtüsü..görünce kırmızı görmüş boğaya döner ve saldırıya hazır bekler

İlerici her zaman askere selam yollar ,polise ise söver, sayar…!Gıybet etmek , arkadan insanları çekiştirmek gibi şeylerin “günah” olması gibi yargılar kendilerinden uzaktır.İlerici yalnız kalınca buhran geçirir, bazen de intihar eder.Demokrasi’yi sadece kendilerine yontarlar,eylemde devrimci,söylemde demokrattırlar !

Dünyalarında biraz oyalanıp sonra kabul etmedikleri İslam’ın cenaze namazı ile bu dünyayı terk ederler.

ENGİN ARDIÇ’TAN …
” …Bazı emekli bürokratların ve çoktan emekli olmuş olmaları gereken bazı gazete yazarlarının ortak bir saplantısı var. Buna, boş zamanlarında devrimcilik, bestecilik, şarkıcılık, romancılık, mebusluk, köşecilik ve tacirlik eden bazı iş bilir uyanıklar da çanak tutuyorlar.

Saplantı da şu: ‘1950 yılında karşıdevrim başladı.’

Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi bir daha asla tek başına iktidar yüzü görmemek üzere gitti, Demokrat Parti geldi.Bizim parti seçimi kazanamazsa karşıdevrim olur ağabey. Bu seçimin serbest olması gerekmez, hatta tam tersine, serbest olmasın ki kazanmamız garanti!CHP daha önce hiçbir serbest seçimi kazanmamıştı (çok tartışmalı ve ‘şaibeli’ olan, ‘gizli oy-açık sayım’ ilkesinin tam tersine, ‘açık oy-gizli sayım’ gibi rezil bir düzenlemeyle yapılan ve her sandığının başında üniformalı bir jandarma bulunan 1946 seçimini saymazsanız), 1950 yılında DP çatır çatır halkın oyuyla gelmişti ama onlar bunu karşıdevrim olarak niteliyorlar.

‘Atatürk’ü Koruma Kanunu’ 1951 tarihlidir ve Menderes tarafından hazırlatılıp oylatılmıştır ama bunu hiç hatırlamak istemezler. Bazıları da bilmez bile… DP iktidarı ne gibi günahlar işlemiştir? Yazıyı mı değiştirmiştir, şapkayı mı kaldırmıştır, soyadlarını mı iptal etmiştir, tekkeleri mi açmıştır, halifeyi mi geri getirmiştir? Son günlerinde ‘diktaya yönelmek’ gibi bir günah işlemiştir ama bu konuda İsmet Paşa dedeniz de hiç masum sayılmaz hani… Takrir-i Sükun ÿKanunu’nu rahmetli babam mı çıkarmıştı? Milli Şef amcam mıydı yoksa? Yoksa daha önce memlekette çok adil bir sosyal düzen vardı da onu devirip pis kapitalizme mi geçti DP?

Paşa dedenizin zamanında grev hakkı da yoktu, sendikal örgütlenme de. Türk-İş Konfederasyonu’nun kuruluşu da, ayıptır hatılatması, 1952. Meclise gayrımüslim (Rum) ve ayrıca kadın milletvekili sokmuştur, bu da karşıdevrim oluyor herhalde. (Kadın milletvekili, Satı Kadın gibi ‘kontenjandan’ ve tepeden değil, Nazlı Tlabar gibi halkın özgür oylarıyla.) Nazım Hikmet’i kodese CHP iktidarı soktu, DP geldi salıverdi, bu karşıdevrim.Sabahattin Ali’nin epey ‘meşkuk’ bir şekilde öldürüldüğü 1948 yılında, Tan Matbası’nın ve gazetesinin yağmalanıp yıkıldığı 1946 yılında iktidarda kim vardı beyağabey?

DP iktidarı ‘Amerikancı’ olduğu için karşıdevrimci. Ama Missouri zırhlısının gelişi kaç yılında, hatırlamak isteyen yok ve Celal Bayar’ın ‘NATO’ya niçin girmediniz?’ sorusuna ‘aldılar da girmedik mi Celal Bey?’ diye cevap veren İsmet Paşa, anti-Amerikan ve devrimci.Halk cahil ya, karşıdevrime oy veriyor… Bir bilinçlense… Ama bilinçlenemiyor ki… Çünkü kandırılıyor… Örneğin Anadolu köylüsü sınıf değiştirmek, yani daha iyi yaşamak istediği için karşıdevrimci, fakat bürokrasinin onu oturttuğu yerde uslu uslu otursa, devrim saflarına katılacak…Köy Enstitüleri eğitimi uyarınca köyünde kalacak, şehirlere gelmeyecek.Bilinçli bir sanayileşme programıyla onun şehirlerde sanayi işçisine dönüşmesini sağlamayalım… Sonra solcu molcu olur, bu da devrime hiç uymaz!

Onun yerine, kapitalistleşmeyi başıboş yapalım ki bunlar gelip amansızca yığılsınlar ve gecekondularda lumpenproletaryaya, yani toplumun en alt, en yoz, en moloz ve de en tehlikeli kesimine dönüşsünler. Menderes tarıma traktörü soksun ve karşıdevrimci olsun. Demirel baraj yapsın, Özal kredi kartını getirsin ve karşıdevrimci.Çünkü devrimin ekonomiyle falan hiçbir ilgisi yoktur beyağabey, şapka giyip bir de rakı içtin mi devrim tamamdır. Menderes’in ezan okunurken susmasını karşıdevrimci tutum, CHP adayının da ‘halka inmek’ için, attığı meydan nutkunda ‘rakı neyle içilir’ konusuna girmesini devrimci tutum olarak niteliyorsanız, hayatınız boyunca da iktidar yerine ancak ananızın örekesini görürsünüz arkadaşlar!.. ” Engin ARDIÇ (Star Gazetesi :10.07.2004 )

NOT: TÜM BUNLARA İMF’DEN İLK BORCU İNÖNÜ DÖNEMİNDE ( 1950 ÖNCESİ!) ALINDIĞI ,TRUMAN -ABD YARDIMI (… ) ILE BIZI TANISTIRANLARIN CHP OLDUGUNU , KÖY ENSTİTÜLERİNE ILK DARBELERIN 1947 YILLARINDA ATILDIGINI …VE MGK ‘NU BİZE HEDİYE EDENLERİM DE 27 MAYIS’CILAR OLDUĞUNU HATIRLATIRSAK LİSTE TAMAMLANMIS OLUR HERHALDE…

Solcuya baak, solcuya baak
Gelmiş geçmiş en sıkı solculardan bilinen, daha doğrusu öyle pazarlanan merhum Yunus Nadi’nin ve onun oğlu merhum Nadir Nadi’nin, yani Cumhuriyet Gazetesi’nin, savaş yıllarında Nazi Almanyası’nı destekledikleri söylenirdi de inanmazdık…Sonra, merhum Nadir Nadi’nin ‘bütün dünya Alman gerçeğini kabul etmek zorundadır’ cümlesini kullanan bir yazısını kim alıntıladı da bir romanının başına ‘epigraf’ olarak koydu? Daha sonra aynı gazeteye köşe yazarı olmuş merhum Attila İlhan!Yunus Nadi’nin diğer oğlu merhum Doğan Nadi’nin Amerikalı eşi merhume Mary Nadi’nin savaş yıllarında Amerikan gizli servisinde çalıştığını, CIA örgütünün ilk şekli olan OSS’in ajanı olduğunu kim yazdı? Aynı gazetede genel yayın müdürlüğü yapmış, çok şükür henüz merhum olmayan Hasan Cemal.Uyy ne mutlu size bu yaman solculuk ile…Geçenlerde CHP adlı partinin işçi haklarını savunmadığını, Sosyalist Enternasyonal’den çekilmesi gerektiğini anlatıyorduk… Geliniz, gene merhum Nadir Nadi’nin 18 Ocak 1951 günü, DP iktidara geldikten sekiz ay sonra Cumhuriyet’te yayınladığı başyazıyı birlikte okuyalım, bazı satırların altını çizerek:
(…) öğrendiğimize göre Demokrat Parti hükümeti ücretli hafta tatillerine dair bir kanun tasarısını Büyük Millet Meclisi’ne getirmek üzeredir (…) o vaid, yaşadığımız şartlar pek de hesaba katılmadan biraz acele varılmış bir karardır.(…) Şimdi biz, (…) kimsenin akıl etmediği yahud henüz göze alamadığı ücretli hafta tatillerini yurdumuzda ihdas edersek durum ne olacaktır? Müsaadenizle arz edeyim, durum şu olacaktır: Pazarları çalışmak zaten kanunla yasaktır. Bir işçiye çalışmadığı pazar günü için para vermek, onun gündeliğine yüzde on beş nisbetinde bir zam yapmak, binaenaleyh istihsal edilen nesnenin maliyetini muayyen bir nisbette arttırmak demektir.(…) halbuki 14 Mayıs’tan önce Halk Partisi’nin bol keseden vaat ettiği ve Demokrat Parti’nin de fazla düşünmeden kabul ettiği ücretli pazar tatilleri, dediğimiz gibi pratik hiçbir sosyal faydası olmayacak bir zamdan ibarettir. İşçi vatandaşlarım bu gerçeği kabul etmekte her halde güçlük çekmeyeceklerdir. İyi niyetinden şüphe etmediğim Menderes hükümetinin bu dava üzerinde biraz daha dikkatle durmasını ve ele aldığı konuyu milli menfaatlerimiz hesabına işe yarar bir şekilde geliştirmesini görmek isterdim.
Evet, ‘sağcı’ Menderes yönetimi, işçiye ücretli pazar tatili getiriyor, solcu Nadir Bey buna karşı çıkıyor!Demek DP iktidara geldiğinde ‘karşı devrim’ başlamış, bazı arkadaşlar öyle diyorlar.Gene o yazının yayınlandığı yıl, 1951 yılı, Adnan Menderes bir de ‘Atatürk’ü Koruma Kanunu’ çıkarıyor ve karşı devrim başlıyor…Cumhuriyet Gazetesi savaş yıllarında Almanya’yı destekliyor ve bu devrimcilik oluyor.CHP yönetimi gene aynı dönemde Varlık Vergisi salıyor, Yahudi vatandaşların belini kırıyor ve bu devrimcilik oluyor.Grev hakkı yok, örgütlenmek yasak, bu devrimcilik. Türk-İş Konfederasyonu ancak 1952 yılında, Menderes devrinde kuruluyor, o karşı devrim.
CHP yönetimi sosyalist partileri kapatıyor, bu devrim. İki kere hem de, yirmi yıl arayla, devrimin iki aşaması.Savaştan sonra ilk kez bir Amerikan gemisi, Missouri zırhlısı İstanbul’a geliyor, Abanoz Sokağı genelevleri Amerikalı denizcilerin yararlanmaları için baştan aşağı badana ediliyor, bu da devrim.1946 seçimleri ‘gizli oy, açık tasnif’ ilkesine göre değil, tam tersine ‘açık oy, gizli tasnif’ ilkesine göre yapılıyor, oy verme işlemi sırasında seçim sandıklarının başında üniformalı jandarma bekliyor, devrim.Nazım Hikmet ve Kemal Tahir, işlemedikleri bir suçtan dolayı on iki yıl hapis yatıyorlar, devrim.Onları bağışlayan, salıveren Adnan Menderes oluyor, karşı devrim.1968 yılında ‘milli bakiye seçim sistemi’ Demirel’le anlaşmalı olarak kaldırılıp Türkiye İşçi Partisi’nin bir daha meclise girebilmesi önleniyor, devrim.12 Mart döneminin faşist dikta yönetimlerine bakan, hatta başbakan verilerek destek olunuyor, devrim.Gençler bilmezler ama biz yutmayız. Artistlik yapma, devrimini al da git. Engin Ardıç ( Akşam :31.03.2006 )

SALVO :))
EYY ” STALİN, HİTLER’İ DURDURMUŞTUR!” DİYE STALİN’İ SAVUNAN AT GÖZLÜKLÜ SOLCU AYDIN (!)LAR.
AYNI STALİN 22.08.1939 TARİHİNDE ÖNCE AYNI HİTLER İLE SALDIRMAZLIK ANLAŞMASI İMZALAMAMIŞ MI İDİ.POLONYA’YI TAM ORTADAN BERABER İŞGAL EDİP BÖLÜŞMEMİŞLER Mİ İDİ..!? HİTLER SALDIRANA KADAR ONUN DESTEKÇİSİ VE SUÇ ORTAĞI STALİN

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: