BBC İslam

İman etmeden mücadele edilemez mücadele etmeden de iman etmiş olunmaz.

İSLAMİ DEVLET BİR ÜTOPYA DEĞİLDİR

Posted by bbcislam Mayıs 5, 2009


İslam şeriatına ( kurallarına ) göre yönetilen ve ideal devlet modelini hayata tatbik eden dönemler tarih .çerisinde hep var olmuştur.

İslami devlet bir ütopya , ideal ,hayal değil , tarih sahnesinde yer almış bir realite, hakikat ,gerçekler manzumesidir.Komünizm gibi tarihte hiç gerçekleşmemiş hayali bir dünya sistemi değildir islam dünya görüşü.

Tarihte Hz. Resul , Hz. Ebu bekir , Hz. ömer, Hz ömer b. Abdülaziz dönemlerinde ayrıca Selçuklu ve Osmanlı’ların belli dönemlerinde ideal İslam devleti , idealler dünyasından realiteler dünyasına geçmiş ve hayat ile yoğrularak dünyada uygulanabilirliğini ve üstünlüğünü ispat etmiştir.

Bir devlet başkanı , bir Cumhurbaşkanı düşünün ki halkla olan toplantısında halka eliyle sırası ile su dağıtıyor( Hz. Resul).Bir devlet başkanı ki halkı gece denetliyor ;aç-susuz bulunca kendi sırtında çuvalla un – yiyecek taşıyıp kapıya dek taşıp teslim ediyor , ayrıca değil rüşveti , “Fırat’taki ( devletin sınırındaki ) bir koyunu bile düşünebilen bir ideal devlet adamı ( Hz. Ömer) .

Bunu hangi halkçı (sosyalist ) lider yapmıştır ?

Bir yönetici düşünün ki yanlış verdiği bir karar sonucu haksız olarak cezalandırılan gayrimüslim bir mimarın hakkını İslam devletini kadısının koruyup padişah hakkında kısas kararı verip aynı cezayı padişah hakkında da verir de mimarın kendi hakkından feragat etmesi ile padişah kısas’tan kurtulur ( Fatih sultan Mehmet ). Dinin peygamberi bir hüküm için ; ” kızım bile olsa ona da aynı cezayı verirdim ” diye dedirtecek bir adalet anlayışı…BUNLARDAN DAHA BÜYÜK ” HUKUK’UN ÜSTÜNLÜĞÜNE , BAĞIMSIZ YARGIYA DELİL OLABİLİR Mİ… ? NEREDE UYGULANMIŞTIR !

Bir toplum düşünün ; Avrupalı bir gezgin para kesesini limanda düşürüp bazı paralarının da denize düştüğü anda halkın paraları toplamaya başladığını hatta denize daldığını görünce ” paralarım çalınıyor .” diye telaşlanırken , denize dalanlar dahil herkesin düşen paraları toplayıp kendisine getirdiğini , paralarının tamam olduğunu ,denizde bile kaybolunmasına izin verilmeden kendisine teslim edildiğine şahit olduğu bir toplum,

Sadakaların meydandaki bir çukurda toplanıp ihtiyacı olan kişilerin rencide olmadan geceleyin ihtiyacı kadarını alıp geri kalanı bıraktıkları ,

Zeka özürlülerini musiki ile iyileştiren , hizmetçilerin kırabileceği vazo,tabak …gibi eşyaların malzemelerini karşılıksız ödemek üzere kurulmuş vakıfların olduğu , kışın göç edemeyen kuşlar için vakıfların oluşturulduğu , Hıristiyan halkın ” kardinallerin külahı yerine Müslümanların sarığını tercih edecek” kadar özgür ve hümanistçe yaşanılan bir şeriat toplumu ( Osmanlı) ,…

Ve kapitalistçe yaşayıp , İslam’a bakışları sosyalistçe olan bir toplum…?!

VE YENİ ÖRNEKLERİMİZ; İDEAL İSLAM DEVLETİNDEN,YAŞANAN,UYGULANMIŞ:

Bir Yahudi , Hz. Ali’nin Sıffın yolculuğu sırasında zırhını düşürdüğü yerde bulur, sahiplenir…Hz. Ali zırhını geri ister ,… sonunda Hz. Ali ile mahkemelik olurlar.Mahkeme başkanı kadı Süreyh’tir.Hz.Ali’ye sorar ” şahidin var mı?”.Hz ali cevap verir ” oğlum ve hizmetçim.” kadı ” onlar yakının şahitlikleri geçerli olmaz ” der….Mahkeme Yahudi lehine sonuçlanır.Halife ile Yahudi’nin davasında mahkeme Yahudi’yi haklı bulmuş, halife davayı kaybetmiştir.Ama tüm bu gelişmelere Yahudi dayanamaz ve itirafta bulunur ” … bu adalet karşısında direnemiyorum, Müslüman oluyorum .”

Hz. Resul, zekat dağıtır, elindekilerin hepsini tüketir.Sonra biri gelir ve çok ihtiyaç sahibi olduğunu ifade eder.Hz. resul ona ” Şehre git, ihtiyaçlarını al, mal senin , borç benimdir.” buyururlar.
Hz. Resul’e o yılın ilk olgunlaşan hurmaları getirilir.İkram sırasında Hz. Resul sorar: ” idare ettiğim halkım böyle hurma yiyebiliyor mu şu an ?” hayır cevabı üzerine ” götürün bunları çocuklara verin , ümmetimin yemediğini yemem, giymediğini giymem . ” buyururlar.
Komutan Halid b. Velid , sefer sırasında sofrasında soğuk su ve yumuşak ekmek görünce ; ” kaldırın bunları , bana askerimin yediği kuru ekmek ve sıcak suyu getirin ” der.

Hz. Resul , bir toplantı esnasında şöyle buyururlar . ” Benim en sevdiğim kimse benden hakkını alandır. ” buyururlar.

Hicri 17. sene.Hz. Ömer halife…Hz. Resul’un türbesinin yanındaki cami ihtiyaç nedeniyle genişletilmek istenir .Çevredeki arsalar para ile satın alınır.Sadece Hz. Abbas arsasını vermek istemez.İş mahkemeye intikal eder.Mahkeme kadısı Übey b. Kab’tır…Sonunda mahkeme kararını verir .” Mescid yapmak için Mal sahibinin arsası para ile ile bile olsa zorla alınamaz.”Bu sonuçtan sonra Hz. abbas ” Ben arsamı hibe ettim ” der.kendisine sorulur ” neden aşırı fiyatla bile olsa vermedin de şimdi parasız hibe ediyorsun?” Hz. Abbas cevap verir:” İslam’ın insan haklarına gösterdiği saygıyı dünyaya duyurmak için!…”

Hz. Ömer döneminde Halife olan Ömer gece teftişlerinin birinde fakir bir adamın çocuğu olduğunu fark eder.Hemen hanımının yanına döner ” Yoksul bir adamın yeni doğum yapmış hanımına neler lazım gelir, sen bilirsin ” der, ihtiyaçları sırtına çuvalla alır ve hanımı ile fakir adamın yardımına koşarlar.Çocuk doğar, Hz. Ömer’in hanımı dışarıya seslenir ” Ey Mü’minlerin emiri çocuk sağlıklı , merak edecek bir şey yok” fakir adam yanındaki kişinin halife olduğunu anlayınca ayağa kalkmak ister :”Hiç ayağa kalkmana gerek yok, ‘ Yöneticinin görevi ihtiyaç sahiplerini tespit edip yardımlarına koşmaktır.Ben görevimi yaptım, geç kalmışsam Allah beni af etsin .” buyurur.Ve ilave eder :” Yoksula görev , devletin görevidir.”

Halife Ömer döneminde kıtlık olur….Eslem : ” Kıtlık biraz daha devam etseydi yoksullardan önce Hz. Ömer ölebilirdi.Çünkü halktan çok Ömer yokluğu yaşıyordu .” demektedir .

Kıtlık vaktidir.Hz. Ömer dolaşırken oldukça semirmiş bir deve görür , sahibini sorar.Oğlu Abdullah ” benimdir.” deyince Hz. Ömer oğluna döner , ” bak oğlum bu deve nasıl semirdi sana anlatayım mı ” der ve anlatır :” Bu deve halifenin oğlunundur denip senin devene yedirdiler , otlu yerleri senin devene tahsis ettiler…şimdi bu deveyi al, sat, ana parayı ayır , kârını hemen bana getir , hazineye yatırıp Beytü’l-Mal’e devredelim.çünkü halife unvanı devletindir.Devletin unvanı ile kazanılan para da devlete aittir.aksi halde nüfuz ticareti yapmış olur, helal malımıza haram karıştırmaktan kurtulamayız, ” buyururlar

Hz. Ömer hastalanır.” Beytü’l-Mal’dan ( Hazineden ) bal alıp verelim ” denir.Halife itiraz eder :”hazine ortak maldır, izinsiz almak caiz olmaz.” der.

Mısır valisi Amr b. As’ın oğlu kendini yarışmada geçen bir kıpti’nin yüzüne kırbaçla vurur.Adam yola çıkar, halife Ömer’i bulur ve durumu anlatır.valinin oğlu çağırılır ve aynı ceza adam tarafından ona da uygulanır .

Übey b. Kaab , Halife Ömer ile mahkemelik olur.mahkeme kadısı Zeyd b. sabit , halifeyi görünce ayağa kalkmak ister,Halife şöyle buyurur. ” Adalet hiç kimse için ayağa kalkmaz.Ama herkes adalete ayağa kalkmalıdır.”halife ve halktan biri yan yana muhakeme olurlar.

Suriye Gassan kabile reisi Cebele’nin ayağına tavaf esnasında bir köylü yanlışlıkla basar.Cebele bir tokat atar, …adam Hz. Ömer’e şikayet eder…Hz. Ömer :”Cebele’nin büyük , Köylünün tokat yiyecek kadar küçük olduğu ne ile belli?..Üstünlük takvadadır.” buyururlar.

Halife Ömer Mısır’a tayin ettiği vali hakkında şikayetler alınca onu geri çağırır.Vali Bin Ganem oldukça şişmanlamıştır. Hz. Ömer ona bir sopa verir ve : ” Bu sopayı al, sana lazım olacak bundan sonra hazinenin koyunlarını otlatacaksın,sana memurluk değil , çobanlık yakışır” der ve ekler : “Senden süt isteyene bedava vereceksin , ama Ömer’in aile efradına vermeyeceksin…”

Bir devlet memuru halktan birini haksız yere döver.Hz. Ömer’e durum intikal edince, ” Sende onu vurduğu kadar kırbaçla ” buyurur.Amr b. As ” …memurun itibarı sarsılır..” deyince, Hz. Ömer:” Ben zalimi şu, bu nedenlerle koruyup , mazlumu uğradığı zulüm ile baş başa bırakamam, kim zulmetmiş ise karşılığını görmeli ki tekrarına cesaret edemesin .” buyururlar….NÜFUZ KULLANANLARA…!

Halife Ömer Abdurrahman b. Avf’dan ödünç para ister . Abdurrahman b. Avf şaşırır ve sorar : “…hazine elinin altında…” deyince Hz. Ömer . ” Hazine milletin ortak malıdır….ödüncü ödeyemeden ölürsem bütün bir milletle helalleşmek zorunda kalırım.Ama senden alırsam ve ödeyemeden ölürsem sadece seninle helalleşmek zorunda kalırım , bu ise göze alınabilecek bir helalleşme olur. ” buyururlar.YOLSUZLUK’UN ZİRVEDE OLDUĞU TÜRKİYE’YE DUYURULUR!NEDEN BATTIK, HZ. ÖMER’İMİZ YOK !

Hz. Ömer yaşlanır.Oğlunu halife tayin et diyenlere Hz. Ömer şu cevabı verir:” Bir evden bir kurban yeter!”…MAKAM MEVKİ AŞIKLARINA …!

Hz. Ali akşama kadar hurma ağaçlarından hurma toplar.Akşama doğru devenin üstünde hurma, ipi elinde hizmetçisi Kamber ve Hz. Ali eve doğru yollanırlar.Yolları üzerinde bir fakir el açar ve ” Allah rızası için …” diye yardım ister.Hz. ali Kamber’e döner :”Ne istiyor” , diye sorar.Kamber cevap verir ” Hurma ” . Hz. ali ” ver öyleyse ” buyurur.Kamber ” Hurma çuvalda ” der.Hz. Ali ” Çuvalla ver ” buyurur.Kamber” Çuval devede ” deyince , Hz. Ali ” Deveyle ver ” buyururlar.Kamber devam diyor ” Devenin ipi elimde demekten korktum!…Yoksa beni de deveyle birlikte yoksula vermekte tereddüt etmeyebilirdi…” BİZDEN İSTEYENE , SONUNDA ” VERİN ARABAYLA ” DİYEBİLİR MİYİZ…!?NEDEN İDEAL DEVLETİMİZİ KURAMIYORUZ ANLAŞILDI MI ?… NEDEN BİZİZ, BİZ MÜSLÜMANLAR -IN SAMİMİYETSİZLİĞİ !-
ŞUNU KENDİMİZE İTİRAF EDELİM : ” BEN İSLAM’I YAŞARSAM , İSLAM DÜNYAYA HAKİM OLUR!” KURTARICI SİZSİNİZ !…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: